İnsanları motive eden faktörler üzerine yapılmış geniş bir araştırmaya dayanarak Daniel H. Pink “Drive: Nasıl Motive Oluruz?” kitabında şirketine bağlı bir işgücü yaratmak için şu formülü öne sürer:

“Maaşlar ve ikramiyeler, özellikle de benzer kurumlarda, benzer görevlerde çalışan insanlarla karşılaştırıldığında adil ve yeterli olmalıdır. Şirketiniz sıcak ve rahat bir çalışma ortamı sunmalıdır. İnsanlar bağımsız bir çalışma ortamına ve kendilerini ve uzmanlıklarını geliştirebilecek olanaklara sahip olmalıdır. Ayrıca, görevlerinin para kazanmanın çok daha üzerinde, çok daha büyük bir amaca hizmet ettiklerini hissetmelidir. Bu koşullar sağlanmışsa, strateji ve öncelikleri belirleyin, sonra da aradan çekilin.”

Şimdi tam tersinin yaşandığı bir çalışma ortamını düşünelim: Yetersiz ve adil olmayan maddi koşullar, stres ve korku kültürü, kimin adının e-postada daha önce yazıldığına odaklanan hiyerarşik yapılar, şirket çıkarları yerine kendi kısa vadeli çıkarlarına odaklanan liderler, her şeyi kontrol etme merakı, çalışana yetersiz hissettiren, suçlayan, birbirine kırdıran rekabet ortamı, en ufak bir işi tamamlamak için yaşanan departman çatışmaları kaynaklı sürtüşmeler, yavaş ve bürokratik karar mekanizmaları…

Böyle bir ortamda şirketinize bağlı mı olursunuz yoksa motivasyonunuzu mu kaybedersiniz?Amacınız uzmanlığınızı geliştirmek ve değer yaratmak mı olur, yoksa verilen işi tamamlayıp eve gitmeye mi odaklanırsınız?

Öyleyse soruyoruz: Tamamen duygusal, öyle değil mi? Peki, bağlı mısınız? Değil mi?